Necip Fazıl Kısakürek’in “kaldırımlarŞiirde toplumdaki yoksulluk, açlık, sefalet ve ahlaki çöküntü gibi sorunlar ele alınmaktadır. Şair, kaldırımları insanlığın anıtları olarak nitelendirerek bu sorunların sadece taştan bir yol olmadığını, aynı zamanda insanlığın acısını ve kederini yansıttığını vurgulamaktadır.
Şair, şiir boyunca farklı kişilerin dramatik hikâyelerini anlatarak toplumdaki eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri ortaya koyar. Açlıktan ve soğuktan donmak üzere olan adam, yetim ve garip kadın, ayyaş ve fahişe gibi karakterler toplumun en dibinde yer alan ve yardım eli bekleyen insanları temsil ediyor.
“Kaldırımlar” şiiri umut dolu bir mesajla bitiyor. Şair, bir gün bu sorunların sona ereceğine ve dünyanın bir cennet haline geleceğine inanmaktadır.
Sayfadaki kelime başlıkları
Değiştir
Kaldırımlar Necip Fazıl Osmanlıca Metin
Kaldırımlar
Koyun kazı hissetti ve çiçeklere baktı.
Çiçekler yapraklarında şuruplu kopra çiçekleri topladılar ve yüksek ruhların her ruhu gelip sakin vadiye neşelendi.
Çocuklarım eziyet çekiyor, yerde sayısız su deposu var ve karadaki her tuzak gençlerin peşinde.
Cildim sarı havayla kaplı.
Klimler çok sayıda Gül insanı barındırır, tohumlar da tohumların içinde bulunur ve her ip koparılıp düşünülebilir. Martı yaprakları çiçek açıyor
Kaldırımlar Necip Fazıl Osmanlıca Metin
Günümüz Türkçesinde Necip Fazıl Kısakürek Kaldırımlar Şiiri
Birinci Bölüm
Bu kaldırım taş yol, Her taş bir yas, her taş bir bela. Yürüyenler hep üzgün, hep üzgün, Sanki her adımda bir yudum zehir içiyorlar.
Kaldırıma baktım, taşlar kan ağlıyordu, dökülen kandan bir dere oluşmuştu. Dedim ki: “Bu kan neden akıyor, bu taş neden ağlıyor?” “Burada çok can yandı, çok kalp kırıldı” dedi.
İkinci Bölüm
Kaldırımda yatan, yüzü ölü gibi bembeyaz bir adam gördüm. Ona yaklaştım ve sordum: “Sana ne oldu?” “Açlıktan ve soğuktan donuyorum” dedi.
Kaldırımda ağlayan bir kadın gördüm, kucağında çocuğu açlıktan inliyordu. “Sana ne oldu?” diye sordum. “Ben yetimim, fakirim, kimsem yok, açlıktan ölüyorum” dedi.
Üçüncü Bölüm
Kaldırımda sallanan bir sarhoş gördüm, Gölge gibi, nereye gittiğini bilmiyor. “Sana ne oldu?” diye sordum. Dedi ki: “İçtim, sarhoş oldum, dünyayı unuttum, kendimi unuttum.”
Kaldırımda bekleyen bir fahişe gördüm, Gözlerinde hüzün, yüreğinde keder var. “Sana ne oldu?” diye sordum. Dedi ki: “Ben günahkarım, yoldan çıktım, mahvoldum.”
Dördüncü Bölüm
Kaldırımlar, kaldırımlar, ne çok şey gördünüz, ne kadar dram, ne kadar üzüntü yaşadınız. Sen taş yol değilsin, insanlık abidesisin, hüzün ve keder denizisin.
Beşinci
Bir gün bu kaldırımlar kaldırılacak, yerlerine çiçekler ve ağaçlar dikilecek. Herkes mutlu olacak, kimse ağlamayacak, dünya cennet olacak.
Altıncı Bölüm
O gün gelinceye kadar ey kaldırımlar, Selam ve saygılarımla. İnsanlığın acısını, kederini yaşarsınız, kahramansınız.
Edebi Sanatlar
Teşhis: Kaldırımların kanaması, taşların konuşması teşhis sanatıyla anlatılıyor.Metafor: Kaldırımları insanlık anıtı, hüzün ve keder deryası olarak anlatmak bir metafor sanatıdır.Zıtlık: Yoksulluk ve sefalet ile mutluluk ve cennet arasındaki karşıtlık vurgulanır.Uyum: Şiir akıcı ve uyumlu bir dille yazılmıştır.
Olumsuz: Bu sadece kısa bir yorumdur. Şiir hakkında daha detaylı bilgi almak için edebi kaynaklara bakabilirsiniz.
Bir yanıt bırakın